İngiltere’de risk sermayesinin dörtte üçü yapay zekaya aktı: Kâr marjı sorunu sürüyor

İngiltere merkezli yapay zeka şirketleri 2026’nın ilk yarısında 12,6 milyar dolar yatırım topladı. HSBC Innovation Banking UK ve Dealroom verilerine göre bu rakam, geçen yılın aynı dönemine kıyasla dört kattan fazla ve ülkedeki tüm risk sermayesi yatırımlarının yaklaşık dörtte üçüne karşılık geliyor. Toplam İngiltere girişim fonlaması 17 milyar dolara ulaşarak 2022’den bu yana en güçlü açılışı yaptı; ülke, Avrupa’daki risk sermayesinin de yüzde 39’unu çekti. Ancak bu sermaye, birim ekonomisi geleneksel yazılım şirketlerine hiç benzemeyen işletmelere gidiyor ve asıl tartışma da burada başlıyor: kâr marjları. Yapay zeka altyapısına yönelik yatırımlar hız kesmiyor; kısa süre önce Lumilens’in 700 milyon doların üzerinde yatırım alması da bu trendin bir parçası.

ICONIQ’un yaklaşık 300 yapay zeka şirketi yöneticisiyle yaptığı anket, AI ürünlerinde brüt kâr marjı ortalamasının 2026’da yüzde 52’ye çıktığını gösteriyor. Bu oran 2024’te yüzde 41, 2025’te yüzde 45 seviyesindeydi. Yani iyileşme var ancak geleneksel yazılımın yirmi yıldır sunduğu yüzde 75-85 bandının hâlâ 25-30 puan altında. Bessemer Venture Partners’ın verileri de dağılımın ortalamadan daha önemli olduğunu ortaya koyuyor: yaklaşık 18 ayda 100 milyon dolar yinelenen gelire ulaşan en hızlı ölçeklenen şirketler yüzde 25 civarında brüt marjla çalışıyor; daha verimli grup ise yüzde 60 seviyesinde. Her iki rakam da bir yazılım yatırımcısının modelinin çok uzağında.

Asıl kritik bulgu ise ICONIQ verilerinde: Ürünler olgunlaştıkça model çıkarım maliyetleri toplam harcamanın yüzde 20’sinden yüzde 23’üne yükselirken, yetenek maliyetleri yüzde 32’den yüzde 26’ya geriliyor. Yani işlem gücü (compute) gideri, şirket büyüdükçe azalmıyor; aksine artıyor. Geleneksel yazılım ekonomisi ise tam tersine dayanıyordu: satılan malın maliyeti büyük ölçüde sabitti, her yeni müşteri sıfıra yakın marjinal maliyetle geliyordu ve hacim arttıkça marjlar açılıyordu. AI ürünlerinde ise baskın maliyet her sorguda ortaya çıkıyor, kullanımla birlikte artıyor ve amortize edilmiyor. Yüz müşteride zarar eden bir işletme, bin müşteriye ulaşınca kurtulmuyor. Bu durum, büyüme ve kârlılığın toplamının 40’ı geçmesini isteyen “Rule of 40” gibi ölçütleri de zorluyor; brüt marjdan düşen 25 puan, büyümenin yükü tek başına taşımasını gerektiriyor.

Bu tablo, compute’un nerede çalıştırılacağı sorusunu bir mühendislik tercihi olmaktan çıkarıp sermaye tahsisi kararına dönüştürüyor. Küçük hacimli, değişken kullanımlı veya ürünü hâlâ hızla değişen şirketler için bir API sağlayıcısına ödeme yapmak hâlâ doğru seçenek; bu, esneklik satın almak anlamına geliyor. Ancak kendi modellerini kendi GPU’larında, sürekli ve öngörülebilir bir kullanımla çalıştıran şirketler için eşik aşılmış demektir. İnternetteki başabaş noktası hesapları ise güvenilirlikten uzak: günde 2 milyon token ile ayda 100 milyon token arasında, 8 bin görüşmeden 18 ay tam kapasite kullanıma kadar değişen rakamlar ortada dolaşıyor. Bunların büyük kısmı işin bir tarafını satan şirketlerce yayımlanıyor; evrensel bir geçiş noktası yok ve doğru hesap ancak kendi faturanız üzerinden yapılır.

Bu konuda sayılarını şeffaf biçimde paylaşan ender şirketlerden biri 37signals. Basecamp ve HEY’in geliştiricisi olan şirket, 2022’de 3,2 milyon dolar bulut hizmeti faturası ödedikten sonra kendi donanımına geçme kararı aldı. Yaklaşık 700 bin dolarlık Dell donanımıyla bulut altyapısını değiştiren şirket, sözleşme yükümlülükleri 2023’te sona erdikçe bu maliyeti tamamen geri kazandı. Kurucu ortak David Heinemeier Hansson, beş yıllık tasarrufun 10 milyon doların üzerinde olacağını öngörüyor. Ancak bu örneğin dikkatle okunması gerekiyor: 37signals’ın iş yükü stabil ve öngörülebilir bir SaaS yükü; bu, AI çıkarımına birebir transfer edilemez. Transfer edilebilecek olan ilke ise şu: faturalar büyüdüğünde matematiği yapmak. İngiltere’de ise bu matematiğin yapılıp yapılmayacağı, yatırım akışının sürdürülebilirliğini belirleyecek. Şimdilik sermaye yapay zekaya akmaya devam ediyor; ancak brüt kâr marjları geleneksel yazılımın oldukça altında seyrederken, bu şirketlerin uzun vadede değer üretip üretemeyeceği sorusu giderek daha fazla önem kazanıyor. Yatırımcıların bir sonraki büyük sınavı, ölçeklenen yapay zeka şirketlerinin marjlarını geleneksel yazılım düzeyine yaklaştırıp yaklaştıramayacaklarını görmek olacak. Bu nedenle İngiltere’deki yapay zeka yatırım trendinin kalıcı olup olmadığı, yalnızca sermaye girişleriyle değil, şirketlerin kârlılık performansıyla da test edilecek.

Kaynak: Tech Funding News

İlgili içerikler: Safehire.ai, yapay zeka destekli dijital risk taraması için 583 bin Euro yatırım aldıMcKinsey: Yapay Zeka Karar Alma Süreçlerinde Girişimlere Avantaj SağlıyorLumilens, yapay zeka altyapısı için 700 milyon doların üzerinde yatırım aldı

Aziz Emre ÖZTÜRK

Merhaba, ben Aziz Emre Öztürk. 2020 yılında kurduğum AZTEK bünyesinde çalışmalarımı sürdürüyorum. Şirket bünyesinde bulunan Tekno Donanım, Shopperce ve HostingFest markalarında aktif görev alıyorum. Tekno Donanım, teknoloji ve donanım odaklı bir içerik platformudur. Bu platformda teknoloji dünyasına dair yazılı ve görsel içerikler üretiyor ve okuyucularla paylaşıyorum.
Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Reklam engelleyiciyi devre dışı bırakıp destek olmayı düşünürseniz çok memnun oluruz. İlginize teşekkür ederiz!